10 Ocak 2008 Perşembe

Fifa uyardı


Dünya Futbolunun patronu FIFA, Türkiye'de Futbol Federasyonu ile kulüpler arasında yaşanan genel kurul tartışmasını ve bakanlığın federasyonla ilişkilerini takip ettiğini bildiren bir mektup gönderdi. Futbol camiasında yaşananları yakından tekip etmeye ve uyarmaya devam ediyor. FIFA Başkanı Sepp Blatter, bugün bir kez daha Haluk Ulusoy'a destek veren bir mektup gönderdi ve Türkiye'ye verilebilecek ağır cezaları ima ederek uyarılarda bulundu.Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Metehan Berktaş FIFA Başkanı Blatter'den bir mektup aldıklarını belirterek, Blatter'ın uyarılarını canlı yayında anlattı. Berktaş'ın ifadelerine göre, Dünya Futbolu'nun patronu ve Federasyonlara talimat verebilecek tek mercii olan FIFA Başkanı Blatter mektupta önemli konulara değindi:"SEÇİM İSTEYEN GEÇİCİ MADDE FIFA İLE TARTIŞILMALI""Sayın Başkan Haluk Ulusoy, değerli kardeşim" ifadesiyle başlayan mektupta, son günlerde yaşanan gelişmelere değinen Blatter, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu'na söylediklerini hatırlattı. Yeni yasa TBMM'den geçtiğinden beri Türkiye'yi yakından izlediklerini ifade eden ve 19 Aralık'ta Spor Bakanı Murat Başesgioğlu'na yazdığı mektupta açıkladığı gibi yeni yasanın FIFA'nın istediği pozitif değişiklikleri kapsadığını söyleyen Blatter, ardından önemli bir ifade kullandı. Blatter, 19 Aralık'ta Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu'na yazdığı mektupta yeni yasaya eklenen ve Futbol Federasyonu'nu 30 gün içinde seçime çağıran madde hakkında uyarıda bulunduğunu ifade ederek "Spor Bakanı'na söylediğim gibi geçici madde uygulanmadan önce mutlaka FIFA ve UEFA ile tartışılmalıdır." dedi. Blattter, TFF Başkanı Haluk Ulusoy'a bugün gönderdiği mektupta "Pozitif değişiklikler yapmak üzere bir an önce Genel Kurul'un toplanmasını ve TFF'nin kendi statüsünü FIFA standartlarına göre kendisinin oluşturmasını" istedi. FIFA Başkanı Sepp Blatter mektubunun sonunda, Türkiye'ye verilebilecek ihraç cezalarını akıllara getiren bir ifade ile "Türkiye'de futbolun önemini ve Türk futbolunun bugünkü pozisyonunu göz önünde turarak bu yol haritasının Türk futbolunun bağımsızlığını onaracağını ve TFF'nin FIFA statüleriyle tamamiyle uyumlu hale getireceğini düşünüyorum. Bu yol haritasında tam desteğinizi bekliyorum." dedi. Mektubu okuyan Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Metehan Berktaş, Blatter'in son cümlesiyle Türkiye'yi ciddi biçimde uyardığını, EURO 2008 finalleri ve Fenerbahçe ile Galatasaray'ın Avrupa Kupaları maçları öncesi verilebilecek ihraç cezalarını ima ettiğini söyledi. Berktaş, "TFF'nin FIFA statüleriyle tamamiyle uyumlu hale getireceğini düşünüyorum. Bu yol haritasında tam desteğinizi bekliyorum" diyen Blatter'in federasyonların tam bağımsızlığını kastettiğini, tüm dünyada federasyonların siyasetten bağımsız olduğunu da sözlerine ekledi. İHRAÇ TEHLİKESİ VARFutbol Federasyonu'nun yetkilerine el konularak kayyum atanması yine FIFA'nın özerkliğe müdahale edilen ülkelere yaptıklarını gündeme getirdi. Başta Yunanistan ve İran olmak üzere birçok ülke ihraçtan son anda ve FIFA'nın söylediklerini yaparak kurtulmuştu.Oyun kurallarına yönelik müdahaleleri engellemek, maçların ve resmi turnuvaların bütünlüğüne zarar verilmesinin önüne geçmek, yerel federasyonları tehdit unsuru oluşturacak yöntem ve işlemlerden korumak FIFA'nın, FIFA Başkanı Sepp Blatter'in, FIFA'nın ana statüsünün asla taviz vermediği bir ilke. Türkiye ise ısrarla FIFA'nın ana statüsü ile güvence altına aldığı futbolun özerkliğinin sınırlarını ihlal etme noktasına geliyor. Son olarak İstanbul Bakırköy 2.Sulh Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma ve kayyum atanmasına dair aldığı karar, Türkiye'yi bir kez daha zor duruma düşürdü. Siyasilerin Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy'u devirme girişimi olarak nitelendirilen son gelişme, Türkiye'ye sert yaptırımların gelmesine neden olacak. Tarih, bu tür siyasi baskıların FIFA tarafından cezalandırılmasını yazıyor. Dünya futbolunun patronu, Polonya hükümetinin futbol federasyonuna yeni başkan atanmasını kabul etmedi. FIFA, bu durumun, siyasi iradenin futbolun özerkliğine doğrudan müdahale anlamına geldiğini de vurgulayarak, seçime gidilmesine destek verebileceklerini belirtmişti.TÜRKİYE, İRAN GİBİ OLABİLİRFIFA'nın ulusal federasyonların özerkliğine ilişkin ilk tepkisi Polonya'ya olmadı. Daha önce, İran, Yunanistan, Azerbaycan, Kenya, Yunanistan ve Portekiz, bu konularda suçlu bulunmuş hatta, İran FIFA'dan ihraç edilmişti. İran'ın cezası daha sonra kaldırılmıştı. Yunanistan'ın Avrupa kupalarındaki takımları, ihraç edilmiş, hükümetin geri adım atmasıyla bu karardan vazgeçilmişti. Şimdi aynı müdahale, Türkiye için de geçerli. Fenerbahçe ve Galatasaray, Avrupa kupalarından ihraç edilebilir. Yaptırım bununla da sınırlı kalmaz. EURO 2008 DE TEHLİKEYE GİRERİsviçre-Avusturya ortaklığında Haziran ayında yapılacak 2008 Avrupa Şampiyonası da Türkiye için başlamadan bitebilir. Mahkeme sürecini siyasi baskı olarak kabul etmesi durumunda FIFA, Ay-Yıldızlı ekibimizi 2008 Avrupa Şampiyonası'ndan çıkartabilir. Özerk federasyonlara müdahale edilmesini kabul edilemez olarak gören FIFA ve UEFA, sorunların federasyonların genel kurullarında çözülmesini istiyor. FIFA'da sabıkalıyız. Haluk Ulusoy-Hükümet çekişmesi, 2006 yılında yapılan seçimlerden önce ve sonrasında da devam etti. Dönemin Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in açıkça bayrak açtığı Ulusoy, Ocak ayında yapılan seçimde hükümetin desteğini arkasına alan Ayhan Bermek'i 102-99, yani üç oy farkla geride bırakıp, tekrar başkanlık koltuğuna oturmuştu. 2007 yılında Mali Genel Kurul'da ise yine seçime gidilmesi için yapılan girişim, sonuçsuz kalmıştı.

Keçi Boynuzu


Keçi boynuzunun faydaları: Bir çok insan tanıdım, alerjik nefes darlığı çeken.Bu insanlar yılın belli mevsimlerinde kortizon tedavisinden başka çare bulamayanlardı. Öksürük krizlerinin nedenli şiddetli olduğunu anlatıyorlardı. Keçiboynuzunu önerdiğim bu insanların çoğu daha hemen ertesi gün rahatlamaya başladıklarını anlatıyorlardı. Guatr rahatsızlığından dolayı nefes darlığı çekenler de olumlu sonuçlar aldıklarını belirtmişlerdir. Keçiboynuzunda bulunan bazı etkin maddeler aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. KEÇİBOYNUZU NEDİR? Anadolu'da bazı yörelerde harnup olarak da bilinir. Yeryüzünün en eski bitkilerinden olup anavatanı olarak Güney Anadolu, Suriye, Kıbrıs, Yunanistan, İspanya, Fas, Tunus, Cezayir, Filistin ve Libya olup memleketimizde, Antalya, Mersin, Silifke, Datça dolaylarında yaklaşık 1500 km2lik sahil şeridinde doğal olarak yetişmektedir. Keçiboynuzu, yetişmeye başladığı ilk 15 yıl meyve vermeyen bir bitkidir. Meyveleri ilk başlarda yeşil olup, olgunlaştıkça kahverengileşen ve tam olgunlaşınca parlak kahverengi renk alır. Keçiboynuzunun en büyük özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır. Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu etkin madde aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine etkilidir ki; derhal sonuç almak mümkün olabilmektedir. Ayrıca alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemlerinde büyük bir başarıyla uygulanabilir . Keçiboynuzunun içerdiği gallik asit insan sağlığı üzerinde öylesine çok yönlü özellikleri olan bir maddedir ki, bu özelliklerinden bazıları aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Analgesic Ağrı kesici Antiallergenic Alerjiye karşı Antiasthmatic Astıma karşı Antibacterial Bakteri yok edici Antibronchitic Bronşite karşı Anticancer Kansere karşı Antihepatotoxic Karaciğeri toksinden arındırıcı Antioksidant Serbest radikalleri yok edici Immunostimulant Bağışıklık sistemini güçlendirici Antiviral Mikroplara karşı Antiseptic Antiseptik Cancer-preventive Kansere karşı koruyucu Antinitrosaminic Nitrozamin yok edici Bronchodilator Bronş genişletici Antipolio Çocuk felçine karşı Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi gallik asit çok yönlü bir maddedir. Bu maddenin belirtilen bu özelliklerini artıran ve takviye eden keçiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir. Akciğer ödemine karşı keçiboynuzunun desteği bulunmaz bir imkan. Balgam söktürücü gücü ve astım a karşı olan tedavi edici gücü çok fazladır. Sigara içenler keçiboynuzuna başladıktan bir iki gün sonra nasıl balgam çıkardıklarını hayretle gözleyeceklerdir. Keçiboynuzu, insanlığın korkulu rüyası akciğer kanserini %90 oranında önleme gücüne sahiptir. Özellikle sigara içen insanlarda akciğer kanserine yakalanma riskinin ne kadar yüksek olduğu, bu konuyla ilgili hemen her klinik deneyde ortaya konmaktadır. Değerli okuyucu, bir insanın kendi kendine (sağlığı açısından) verebileceği en büyük zarar; sigara içmesidir. Unutmayınız ki, sigara içmek sadece akciğer kanserine yakalanma riskini artırmıyor, genel olarak insan sağlığını olumsuz etkileyen zararlı bir alışkanlıktır. Keçiboynuzu akciğer kanserini önleyen mükemmel bir meyvedir. Ancak, akciğer kanserine yakalanmış olanlar için tedavi etme gücü çok zayıftır. Ancak bir bitkinin hastalığı önleyici özelliği ile hastalığı tedavi etme özellikleri birbirlerinden farklı şeylerdir. İşte keçiboynuzunun akciğer kanserini tedavi etmekteki gücünü artırıcı farklı etkin maddeler içeren ikinci bir bitkiye ihtiyaç vardır. Bu ikinci takviye bitki kırmızı turptur. Keçiboynuzunda kolestrol bulunmaması ayrı bir avantajdır. Kaffein ve theobromine içermediği içinde tansiyon problemi olanların rahatlıkla kullanabilecekleri bir bitkidir. Fosfor ve kalsiyum bakımından zengindir. Bu nedenle osteoporoz rahatsızlığı olanlara kalsiyum ihtiyaçlarının karşılanmasında çok iyi bir destekleyicidir.

9 Ocak 2008 Çarşamba

Levent Yüksel



Levent Yüksel
1964-...
Müzisyen, şarkıcı ve bas gitarist. Sezen Aksu’nun yetiştirdiği yorumculardan biri olan Yüksel, aynı zamanda turkiye’nin en iyi bas gitaristlerinden biridir. Med-Cezir albümü Türk popunun en iyi albümlerindendir. Albümleri ve single’ları, farklı ses rengi, bas gitardaki büyük yeteneğiyle Türkiye’nin en başarılı sanatçılarından biri olan Yüksel’in 6 albümü bulunmaktadır. 21-ekim 1964’te antalya'da dünyaya geldi. Sanata olan ilgisi küçük yaşlarda ortaya çıkan Yüksel, beş yaşında keman çalmaya başlamıştı. Kemanı gitar gibi tutarak çalan ve ütü kablosundan kendine mikrofon yapan Yüksel, ileride müzisyen olacağının sinyallerini veriyordu böylelikle. İlkokul eğitimi için Özel Antalya İlkokulu’na kaydolan Levent Yüksel, mezuniyetinin ardından Antalya Hızırreis Ortaokulu’na devam etti. O dönemde bağlama çalmayı da öğrenen müzisyen, gitara tutku derecesinde bağlıydı. Halk önündeki ilk sınavlarını düğünlerde gitar çalarak veren Yüksel, lise döneminde profesyonel bir müzisyen olmak istediğine karar vermişti. Mezun olduktan sonra bu amaçla İstanbul’a taşınan ve İstanbul Devlet Konservatuarı kontrbas bölümünde öğrenim görmeye başlayan Yüksel, düğünlerde çalmaya devam ediyordu. Ayrıca ünlü vokallerle de çalışmaya başladığı o dönemde adını duyurmaya başlamıştı.
Askerlik sürecinde acemiliğini Denizli Çavuş Talimgah Taburu’nda yapan Yüksel’in dağıtımı Ankara Silahlı Kuvvetler Armoni Mızıkası Komutanlığı’na çıkmıştı.
17 ayın sonunda İstanbul'a döndüğünde bir gece kulübünün açılışı dolayısıyla kurulan dans müziği orkestrasında çalmaya başlayan müzisyen, Aşkın Arsunan, Ercan Esendağ, Ahmet Altuğ, Orhan Topçuoğlu, Fatih Erkoç ve Sertab Erener gibi önemli isimlerle çalışıyordu. İki sene bu grupta yer aldıktan sonra Sezen Aksu'yla tanışan Yüksel, ünlü şarkıcıyla nasıl tanıştıklarını şu şekilde anlatıyordu;
Bir gün Aykut Gürel beni aradı, "Sezen Aksu'nun çok acele sana ihtiyacı var... Yarın provaya gel." dedi. Saat 13.30 civarında Caddebostan Maksim gazinosunda Sezen'le tanıştım (tabii ki daha önce de tanıyordum) bana Harun'un (Kolçak) rahatsızlandığını bu yüzden basçı lazım olduğunu onun için de Aykut'u bulduklarını söyledi. O zamanlar cok meşhur olan bir parçayı Harun'la birlikte söylüyorlarmış, bu parçayı benimle birlikte söylemek istermiş,"Eğer becerebilirsem...?". Parça Aşkın Nur Yengi'nin ilk albümündeki "Geri Dönmek"miş. Parçanın melodisini biliyordum ancak sözlerini hatırlayamıyordum. (Sözleri halen ezberleyemiyorum).Gece geç vakitte yattığım için yataktan kalkıp provaya gitmiştim. Onno parçaya girdi, ardından Sezen ve benim parçaya gireceğim bölüme geliverdi. Ben sabah sabah bu ses benden çıkmaz dediysem de parçaya girmis bulundum. Surat ifadelerini görmenizi isterdim, acıklı acıklı Onno Sezen'e,Sezen de Onno'ya baktı. Ben israrla gece sesim yerine gelir diye parçayı katlediyordum. Akşam oldu, Sezen birlikte söyleyeceğimiz parçaya girdi. Ben heyecandan dizlerimin bağı çözülerek Sezen'in yanında duruyordum. Arkada Yonca Evcimik elinde kocaman yazılmış sözlerle bana bakıyordu. Ve nihayet bana sıra gelmişti...Ve ben.... Gerisini biliyorsunuz zaten....
Levent Yüksel ilk albümü için Sezen Aksu ve Uzay Heparı’yla çalışmaya başlamıştı. 6 aylık çalışma sürecinin ardından 21-mart 1993’te müzik marketlerde yerini alan Med-Cezir, Türk pop müziğinin ivme kazanmaya başladığı o dönemde büyük ilgi gördü. Albümden çıkan Yeter ki Onursuz Olmasın Aşk, Tuana, Kadınım, Med Cezir ve Uçurtma Bayramları isimli şarkılar oldukça beğenildi ve müzikalite anlamında dönemini aşan bir albüm olarak değerlendirildi.
Sezen Aksu ve Sertab Erener’le sahne çalışmalarına devam eden Yüksel, o dönemde Erener’le dünya evine girdi. Ancak üst üste anneannesini ve Uzay Heparı’yı kaybeden Yüksel, bunlarla başa çıkamayarak beyninden virütik bir rahatsızlık geçirdi. Kendini müzik çalışmalarından soyutlayan Yüksel, uzun bir aradan sonra ilk kez Fahir Atakoğlu Açıkhava Konseri'nde hayranlarıyla buluştu.
Onno Tunç’la birlikte hazırladıkları ikinci stüdyo albümü "Levent Yüksel'in 2. Kaseti" 19-ocak 1996 tarihinde piyasaya sunulduktan 2 gün sonra, 21-ocak 1996’da Tunç’u da kaybeden Yüksel, büyük acısını konserlerle dindirmeye çalıştı. 14-temmuz 1997 tarihinde "Bi' Daha" single'ını çıkartan Yüksel, bu çalışmasıyla ulaşılması imkansız görünen bir satış rakamına ulaştı ve Bi’ Daha, büyük ilgi görüp, maçlara slogan ve televizyon programlarına isim oldu.
3-nisan 1998 tarihinde 3. albümü "Adı Menekşe"yi yayınlayan sanatçının bu albümde de prodüktörlüğünü Sezen Aksu yapmıştı, aranjörü ise Aşkın Arsunan'dı. Yüksel, bu albüm sonrasında Türkiye'nin dört bir yanında çeşitli konserler verdi ve turneye çıktı.
2000 yılında prodüktörlüğünü kendisinin yaptığı ve Sezen Aksu, Aysel Gürel, Bülent Ortaçgil, Mirkelam ve Ümit Sayın gibi çok önemli müzisyenlerle çalıştığı Aşkla isimli albümünü çıkaran Yüksel, yine oldukça başarılı bir çalışmaya imza atmıştı. Yüksel, 2004’te Uslanmadım ve 2006’da Kadın Şarkıları albümlerini yayınlamıştır.
Referanslar; İstanbulfm.com.tr, Tr.wikipedia.org, Diyadinnet.com
Tuana
Tuana, dallarına karlar yağıyor tuana
Ay, yüreğine ayaz vurur da
Sen üşürsün oralarda
Uyan, artık uyan
Uyan, artık uyan Kara gülüm zaman yok, kara gülüm
Mekan yok
Tut, asırlık umutlarla acılarla
Tut, bırakma peşini hayatın ateşini gel
Ah, akıp gider oyun akıp gider
Devam eder hayat
Ah, uyan da gel tuana
Yüreğim kan ağlıyor
Sana söz yine baharlar gelecek
Sana söz ışık sönmeyecek
Ölüm yok ki tuana uyan
Şimdi yaşanacak ...

Föntürkler


föntürkler.genelde, 8o' lerin sonundan 9o' larin basindan kicina kadar olan surecte dunyaya gelmis, bazi bazi tiki tabir edilen, uçurtma kafalılardir.bunlarin saclari her daim, kuaforden yeni cikmis gibi fönlü, jölelidir.kiyafetleri trend, gorunus itibariyle son derece bakimli ama belki iki haftada bir banyo yapiyordur. yanindan gecerken, insanin burnunun diregini sizlatan doldurma parfum kokusuna karismis ter kokusu adami bayiltir. manasiz ve histerik bi dikkat cekme cabasiyla dolar tasar bunyeleri bu amorflarin..genelde, agzinda sicak patates varmis gibi konusur bu zirzoplar, anlasilmaz ne dedikleri. kafasini kaldirima sürtüp kivilcim cikartmak istersin.*kafalar fönlü.. ama cepte dolmus icin 25 kurus eksiktir.

Amaru Dos Santos & Gastigo Ramirez

Recep İvedik


Recep İvedik; komedyen Şahan Gökbakar'ın canlandırdığı hayali bir karakterdir. TV8'deki Dikkat Şahan Çıkabilir programında ortaya çıkan Recep İvedik'i ilk Pencere Önünde Bira İçen Adam olarak tanıdık. Üst kat komşusu olan Halime ile yaşadıklarını konu alan olaylarla, Dikkat Şahan Çıkabilir'deki haberlere konu olan Recep İvedik kendi deyimiyle Agresif, kompleksli; ama özünde de kedi gibi uysal bir insandır. Bira içmeyi çok seven Recep İvedik, Kim 500 Bin İstemezki? adlı yarışma programına katılmış ve yarışma sonunda büyük ödül olan 500 Bin YTL'yi almaya hak kazanmış fakat paraya önem vermeyen biri olduğunu söyleyerek bu ödülü almaktan vazgeçmiş onun yerine yarışmanın sunucusuna Burdaki herkese benden bira ısmarla demiştir. Bu hareketiyle seyircilerin gönlünü fetheden Recep İvedik, en son NTV'deki Kime Diyorum Ben programında Asena'nın sevgilisi olduğu iddia edilen kişi olarak karşımıza çıkmıştır.
Mesleği 'Camın Önünde Oturmak' olan Recep İvedik, dağınık siyah saçları, dört aydan fazla giymediği turuncu gömleği, ağzındaki sigara izmariti ve omzundaki sigara külleriyle halkın gönlünü fetheden bir idol olma yolunda ilerliyor.
Son Filmi Recep İvedik Tatilde filmi 22 Şubat 2008'de vizyona girecektir.

Cenabet Takım


Cenabet Takım
Bu şehir öyle bir havaya,öyle bir yapıya sahip ki anlamak mümkün değil.Takım yıllardır süre gelen başarısızlıkların ardı arkası kesilmiyor nedeni başlıkta belirttiğim gibi Hepimiz Cenabetiz.
Son yıllarda özellikle yakın bir iki sezondur 3-2 deplasman mağlubiyetleri moda oldu bize hiç hesapsız yere,ve her seferinde takımın peşinden koşan taraftara acılı hasret şarkıları söyletmekten zevk alır halde birileri (sitem).Maç öncesi uğuruydu yer çekmeydi vs. birçok şey denendi şu tribünde yıllardır ama hiçbiri tutmadı tutmayacak biliyoruz ve bu konu üzerine her seferinde aynı noktaya varıyoruz sinir oluyoruz.
2007 kötüydü hem de beklenenden daha da kötü ha 2008 çok mu iyi başladı hayır tam tersi cenabet bir Bursaspor yılı daha kucaklarını sonuna kadar bizlere açtı.
Mutlu yıllar

Bursa,Tribün ve Bayanlar


Bursaspor'un yıllardır düzelmeyen başarı grafiğine rağmen, her sene tribünlerde artan bayan taraftar sayısı dikkat çekiyor. Forma, kaşkol ve bayraklarıyla tribünlere akın eden bayan taraftarlar, Bursaspor'un en büyük destekçileri arasında yer alıyor.
Turkcell Süper Lig'in ilk yarısını 19 puanla 14. sırada tamamlayan yeşil-beyazlı oyuncuları bayan taraftarlar bir an olsun bile yalnız bırakmıyor. Türkiye'de örnek olacak birçok projeye imza atan Bursaspor'un ateşli taraftar grupları ise bayan taraftarların tribünlere renk kattığını söylüyor. Forma, kaşkol ve bayrakları ile her hafta sonu Atatürk Stadı'ndaki yerlerini alan bayan taraftarlar, maç sonuna kadar bir an bile olsun desteklerini takımlarından ayırmıyor. Taraftar grupları ile birlikte hareket eden bazı bayan taraftarlar ise şarkı ve tezahüratlarla takımlarına olan bağlılıklarını gösteriyor. Bursaspor'un, şehri birleştiren ortak bir nokta olduğunu belirten Bursaspor'un bayan fanatikleri, "Oturduğumuz ve yaşadığımız şehrin takımını sevmek zorunda hissediyoruz kendimizi. Bazen 'bayanlar futboldan ne anlar' diyorlar. Ancak biz her maç tribünlerdeki yerimizi alarak bayanlarından futbol aşığı olabileceğini gösteriyoruz. Bursaspor tüm Türkiye'nin aşık olduğu bir Anadolu takımı. Bu takımda birçok yenilikler yaşanmaya başladı. Bunlardan birisi de bizim tribünlerde bulunmamız. Sayımız ilerleyen günlerde giderek artacaktır. Biz Bursaspor'u çok seviyoruz. Bu takım için elimizde gelen ne varsa yapmaya hazırız" dedi. Bazı bayan taraftarlar ise kocalarıyla birlikte maçları seyrediyor. Bir bayan taraftar, "Eşime, 'beni bu akşam yemeğe götür' dedim. O da beni maça getirdi. Aslında ev stresinden kurtulmamız için uygun bir ortam. Eşim beni de Bursasporlu yaptı. Ben de artık koyu bir taraftar oldum" şeklinde konuştu. Bayan taraftarların yönetimden en büyük isteği ise bayan tuvaletlerinin artırılması.